Bu post hakkında tartışma

User’in avatarı
Ayşe’in avatarı
4dDüzenlendi

5 dk önce mutlu yurttaş imalatı kitabını bitirdim akabinde karşıma bu yazı çıktı bu da algoritmanın işi değil mi şimdi

Iskender Safak’in avatarı

Navigasyon özelinde hep şunu düşünmüşümdür. Bana vaat ettiği şey ne? Hedefime en hızlı/hesaplı/(şu aralar) çevreci şekilde ulaşmam mı?

Ben o algoritma için biricik miyim? Yoksa beni başkalarıyla aldatıyor mu :)

Fert olarak, gayet küçük hesaplar peşindeyim, varmaya çalıştığım yere keyfim kaçmadan ulaşmak hedefindeyim.

Benim için büyük (!) zira Ben’den mühim ne olabilir :), ama insanlık için küçük, hatta öteki insanlar için de gayet küçük, zira başkasına lazım olan bir şey ne kadar mühim olabilir ki, ben’in (yazım hatası yok) ihtiyaçları dururken. :)

Algoritma ise benimki gibi milyonlarca küçük hesabın tümünü aynı anda gören bir sistem. Ve hepimize cevap veriyor.

Bana A yolunu en hızlı yol olarak önerirken, A yolu benim için en hızlı yol olduğu için mi, yoksa sistemi düşündüğümüzde tüm sistem fertlerinin diledikleri hedefe diledikleri şekilde ulaşmalarını sağlayacak topyekün sistem güzergahına en iyi hizmet eden rota olduğu için mi?

Eğer hepimizi aynı yoldan gönderirse o yolun tıkanacağını ve hedefe gecikeceğimizi hesaplayan ve bu hatayı düzenlemek adına bizi sahilden değil de E-5 ten gönderen algoritmaya karşı nasıl duygular besliyoruz ?

Hadi bu da çok kolay olduysa, daha çok ihtiyacı olan birinin hızlı gitmesine karşılık biraz geç gitmemize karar veren algoritmaya trip atmadan, omuz göstermeden durabiliyor muyuz?

İsteklerimizi, Hem önden hem cam kenarı ihtirası mı, yoksa başımız ağrımadan eve varalım kanaatkarlığı mı şekillendiriyor?

Heyelan sonucu çökmüş bir yamaçta girilmez levhası şeklinde tezahür edip hayatımızı kurtaran Nom du Pere e minnet duyarken, daha pürüzlü bir deneyim arzumu reddedip beni hazdan alıkoyan aynı otoriteye isyanım, bana dair de bir mesaj içeriyor sanki.

“Kendimi şanslı hissediyorum” tuşuna bastığımda Google a tevekkül ettim diyoruz. Beraberinde bir kabul metni imzaladım farkında olmadan, 36 ncı sayfaya saklanmış ve tam da benim okuma zevkime uygun o yazıyı hiçbir zaman okuyamayacağım.

Ama, bir saniye, 36 sayfa tararsam ulaşabilirim o sayfaya. Fakat istediğim, 36 sayfa aramadan ilk sayfada bana en uygun sonuçların gösterilmesi mi? E bu da algoritma ile mümkün… Bu ne yaman çelişki anne :)

Otoriteye teslimiyet, ama hangisine?

Tevekkül, ama tadında… :) “Ben” dur diyene kadar :)

Ben’in özelinde algoritmaya karşı hıncın, tam da bu sebeplerden kaynaklandığını düşünüyorum. İşine fazla burnunu soktuğu için kapıya koyduğu tanrıdan doğan boşluğu başka bir otoriteye teslim etmiş olmanın gururumu kırıyor olması.

Öte yandan sıfır tevekkülle yaşayamayacağım bir hayatın da önümde duruyor olması.

Yani biraz tevekkül hepimize lazım, ama, “ben” dur diyene kadar…

Ve tam son cümleyi yazdığımda aklıma gelen o meş’um soru, ya hepsinin patronu olan o görünmez algoritma ben ise?

Tüm bu hikayeyi kurup beni kendimle uğraşmak yerine âlemle boğuşmaya iten o Kaiser Soze şu anda bana bakıp sinsi sinsi sırıtıyor ise(m)?

1 yorum daha...

Gönderi yok

Daha fazlasına hazır mısınız?